AnasayfaGaleriKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Röportajlar

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
...........
...........


Mesaj Sayısı : 589
Kayıt tarihi : 20/07/08

Kendini gör
Başarı:
1000/1000  (1000/1000)
Yarar:
1000/1000  (1000/1000)
Azim:
1000/1000  (1000/1000)

MesajKonu: Röportajlar   C.tesi Ağus. 02, 2008 6:11 pm

buraya
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://dizilerfan.yetkinforum.com
yasmin_005
Forumun şekeri
Forumun şekeri
avatar

Mesaj Sayısı : 846
Yaş : 24
Nerden : UŞAK
Kayıt tarihi : 01/08/08

Kendini gör
Başarı:
800/1000  (800/1000)
Yarar:
750/1000  (750/1000)
Azim:
950/1000  (950/1000)

MesajKonu: Geri: Röportajlar   Salı Ağus. 05, 2008 9:12 pm

Son Ağa Dizi Ekibi ile Röportaj: Tamer Karadağlı, Feride Çetin, Emel Müftüoğlu
Bu ağa sizin alıştıklarınıza hiç benzemiyor

Feride Çetin, Emel Müftüoğlu ve Durul Bazan’ın başrolleri paylaştığı “Son Ağa” adlı dizi ilk bölümüyle bu akşam Star TV ekranlarında olacak. Dizide ölen kardeşinin eşi ile evlenmek zorunda bırakılan Salim Ağa’yı canlandıran Tamer Karadağlı, “Bu farklı bir tip, halkın alıştığı gibi astığım astık kestiğim kestik bir ağa değil. Hatta gayet esprili. Bizim hikayede biraz Züğürt Ağa naifliği var aslında” diyor.

TAMER KARADAĞLI: BENDE BİRAZ ZÜĞÜRT AĞA NAİFLİĞİ VAR

Yeni rolünüz görünümünüzü de değiştirmiş Tamer Bey…

- Evet, kilo verdim, ayrıca bıyık bıraktım. “Çocuklar Duymasın”dan sonra ikinci kez bıyıklıyım. Herkes çok beğendi.

Bu dizide sizi çeken ilk ne oldu?

- Hikayesi. Hikaye sıcak değilse hiçbir şey yapamazsınız.

“Son Ağa”nın nasıl bir hikayesi var?

- Bir kere bu, astığım astık kestiğim kestik bir ağa değil. Hatta gayet esprili. Abisi ölünce yengesiyle formalite nikahı kıymak zorunda kalmış. Yengesiyle hiçbir zaman karı-koca olmamış, sadece sahipsiz kalmasın diye böyle bir şey


yapılmış. İlerleyen yıllarda kendi aşkının peşinde koşmaya başlıyor.

Ağa karakterini çıkarmak için gözlem yaptınız mı? Mesela Şener Şen’in “Züğürt Ağa”sını izlediniz mi?

- Sadece tanıdığım bir-iki kişiden yola çıktım, başka birini örnek almak istemedim. Her geçen bölümde karaktere başka şeyler ekleyeceğiz. Kendi örneğimi kendim yaratmak istiyorum.

Bugüne kadar Türkiye’de çekilmiş ağa temalı en iyi film hangisi sizce?

- “Züğürt Ağa” hálá çok sevdiğim bir filmdir. Hem sosyal içerik hem de oyunculuk yönünden o filmi tek geçerim. Bizim hikayede de biraz Züğürt Ağa naifliği var aslında…

Salim Ağa, düşman aşiretin kızına aşık oluyor. Siz de onun yaşadığı gibi bir aşkı gerçek hayatta yaşar mıydınız?

- Hayır. Ben başka türlü aşklar yaşamışımdır.

Kadınlar desem… Siz neler söylersiniz?

- Hiçbiri birbirine benzemiyor, dolayısıyla bir analiz yapmak mümkün değil. Zaten o analizi doğru yapabilseydim, o hatayı yapmazdım.

Hata derken sanırım Deniz Uğur’la yaşadığınız aşkı kastediyorsunuz. Peki sizden onunla aynı projede rol almanızı isteseler, profesyonel devranabilir, teklife “evet” diyebilir misiniz?

- Bunun mümkün olabileceğine inanmıyorum. Çünkü pek doğru olmaz. Kimsenin böyle bir teklif getirebileceğine de inanmıyorum, cesaret edemezler.

Bir kızınızın olması sizi nasıl etkiledi, hayata bakış açınız değişti mi?

- Ebeveyn olmak çok büyük bir sorumluluk. Zeyno’nun üzerine titriyorum. Bu açıdan bakarsanız, her kadın aslında birilerinin Zeyno’su… Yani kız babası olunca dünyaya, özellikle de kadınlara bakışınız değişiyor.

Eski eşiniz Arzu Balkan’la tekrar bir araya gelme ihtimaliniz var mı?

- Arzu Hanım’la her gün görüşüyoruz. O kızımın annesi ve çok da iyi bir anne. Bizim ilişkimiz ölene kadar devam edecek. Ama yeniden evlenmek söz konusu değil.

EMEL MÜFTÜOĞLU: ANNEM GİBİ AĞLAK BİR KADIN OLDUM

Emel Hanım, yeni diziniz hayırlı olsun… Öncelikle rolünüzden bahsedebilir misiniz?

- Bizimkisi komedi dizisi. Tamer (Karadağlı) son ağa; hafif de Züğürt Ağa durumunda. Ben de ağanın ölen kardeşinin üç çocuklu karısıyım. Ortada kalmayayım diye ağa ile evlendirilmişim. Ama tamamen formalite evliliği ve artık ağa kendi hayatını yaşamak istiyor, iki taraf da boşanmak istiyor. Çünkü ağa evlenip çocuk sahibi olmak niyetinde. Ama ev halkı ayrılmalarına karşı.

Şiveli konuşuyorsunuz, rolünüze çabul alışmışsınız.

- Evet, Ürgüp yöresinin şivesi. Gelir gelmez buranın kadınlarıyla buluştum ve rol için onlarla ön çalışma yaptım. Çok keyif alıyorum şiveli konuşmaktan. Ben de memur çocuğuyum ve şehir şehir çok dolaştım. Sıcak buluyorum böyle hikayeleri.

Bu sizin ikinci dizi çalışmanız ve yanlış hatırlamıyorsam ilki de komediydi…

- Evet, bundan önceki de “Aşk Olsun” adında tatlı bir komediydi. Ama “Son Ağa” çok başka, son zamanların en beğenilen işlerinden biri olacak. Bir sürü proje teklifi vardı, ben hiç tereddütsüz bunu kabul ettim. Oyuncu değilim, mümkün olduğunca kendimi bu işlerden uzak tutuyorum, ama “Son Ağa” kaçırılacak iş değildi.

Beyazperde hayalleri kurmaya başladınız mı peki?

- Çok keyifli bir şey olsa gerek, ama bana uygun bir rol olmalı. “Ne yapmış bu, ne bu özgüven patlaması!” demelerini istemem.

Ya müzik çalışmaları ne alemde? Yeni albüm ne zaman gelecek?

- Biraz ara verdim, sanırım birkaç sene albüm yapmam. Her şeyden önce şu an kızım Çağrı giriyor stüdyoya. Onun albümü daha heyecan verici benim açımdan…

Kızınızın sizi eleştirdiği oluyor mu hiç?

- Offf, hem de nasıl. Son derece acımasızdır. “Kızın olduğum halde şu yaptığına gıcık oldum, kanal değiştirdim, seni izlemedim” diyebilir mesela. Sonra da nedenlerini anlatır ama, mantıklı eleştirir yani…

Tartışma yaşanıyor mu evde?

- Hayır. Allah herkese öyle evlat nasip etsin. Çağrı’yla çok eğleniyorum, çünkü muzır bir kız. Ağır dursa da çok eğlencelidir.

Çok beylik bir laftır ama, kendi gençliğinizi görüyor musunuz kızınızda?

- Evet, ona bunu söylemem ama… Bana “Annene benziyorsun” derlerdi, hiç benzetemezdim. Annem salya sümük bir kadındı. Ona hep “Senin sidik torbanla gözyaşı torban ters bağlanmış” diye takılırdım. Beni bakkala gönderirken bile ağlardı ya! Ama zaman içinde sen de öyle oluyorsun. Mesela Çağrı şarkı söylüyor, dinlerken ağlıyorum. Sonuçta benziyorsun annene işte…


FERİDE ÇETİN: TAMER BEY ÇOK MAGAZİNEL BİR KİŞİLİK

Feride Hanım, siz dizinin Gülümser’isiniz. Nasıl bir kız Gülümser?

- Uzun zaman yurtdışında kalmış, orada master yapmış bir kız. Yıllardır beraber olduğu bir sevgilisi var. Sevgilisi sonradan görme. Gülümser onun bu huyunu hiç sevmiyor. Yavaş yavaş özüne dönecek ve sonra Salim Ağa’ya aşık olacak. Ama aileleri birbirine düşman.
Tamer Karadağlı ile birbirinize uyum sağlayabildiniz mi?

- Evet. O çok profesyonel, çok disiplinli ve komik biri…

Zaman zaman çapkınlıkları ile gündeme gelen biri ile romantik bir öyküde rol almak, başlangıçta sizi endişelendirdi mi?

- Hiçbir endişe yaşamadım. Tamer Bey ne yazık ki şanssızlık eseri çok magazinsel bir kişilik olmuş. Bir oyuncunun bu kadar magazinel olmaması gerek.

Daha önce “Hatırla Sevgili”de rol alıyordunuz. O biter bitmez bu diziye başladınız. Dinlenip stres atacak zaman bulabildiniz mi?

- 28 yaşındayım, 16 yaşından beri çalışıyorum ve hayatım boyunca hep iki iş birden yaptım. Durursam rahat edemem. Gerçi biraz da korkuyorum, çünkü babam da işkolikti. Emekli olunca bunalıma girdi. Ona benzememek için hayatıma hobiler katıyorum. Dil öğreniyorum, spor yapıyorum. Aslında burası bana tatil gibi geldi. Havası insanı dinçleştiriyor. Sanki sıfırlanmış gibiyim.

Duyduğuma göre çocukken politikacı olmak istiyormuşsunuz. Kimden etkilenmiştiniz?

- Gandhi’den çok etkilenmiştim. Ama şimdi politikaya bakışım farklı, çok uzağım.

Lisede okurken yüzünüz yanmış bir de, estetik yaptırdınız mı?

- Evet, dershaneye yetişmeye çalışırken yanlışlıkla kaynar suyu başımdan aşağıya dökmüş, yüzümü yakmıştım. Estetik yaptırmadım ama Balkan kökenli olduğumuz için akrabalarımız başka bir tedavi önermişti. Günde üç kez domuz yağı sürüldü, yanık geçti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Röportajlar
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Unutulmayan diziler :: Eski dizilerimiz :: Son ağa-
Buraya geçin: