AnasayfaGaleriKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Röportajlar

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
selinela
Forumun Polisi
Forumun Polisi
avatar

Mesaj Sayısı : 806
Kayıt tarihi : 30/07/08

Kendini gör
Başarı:
800/1000  (800/1000)
Yarar:
850/1000  (850/1000)
Azim:
950/1000  (950/1000)

MesajKonu: Röportajlar   Perş. Tem. 31, 2008 10:21 am

Dizi hakkındaki röportajları buraya ekleyiniz cherry
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
yasmin_005
Forumun şekeri
Forumun şekeri
avatar

Mesaj Sayısı : 846
Yaş : 24
Nerden : UŞAK
Kayıt tarihi : 01/08/08

Kendini gör
Başarı:
800/1000  (800/1000)
Yarar:
750/1000  (750/1000)
Azim:
950/1000  (950/1000)

MesajKonu: Geri: Röportajlar   Salı Ağus. 05, 2008 9:11 pm

Bennu Yildirimlar Roportaj
Filmde Nilgün adında bir hayat kadınını canlandıran Yıldırımlar, “Ben bu filmle kendimi şaşırttım. Sanırım Firketseverler de çok şaşıracak” dedi. Başarılı oyuncu aşk ve özel hayatıyla da ilgili sürpriz açıklamalar yaptı.

20 yıldır oyunculuk yapıyorsunuz. Sayısız tiyatro oyunu, dizi ve sinema filminde rol aldınız. Fakat “Yaprak Dökümü”ndeki “Fikret” karakteriyle daha geniş bir kitleye ulaştınız. Sizi daha yakından tanıyabilir miyiz?

- İstanbul-Ortaköy doğumluyum… Annem emekli bankacı, babam ise gazetecilik mezunu. Bir süre gazetecilik yapmış ama tarzı farklı olduğu için bırakıp ticarete atılmış. O da emekli. Ayvalık’ta yaşıyorlar. Ben ise tek çocuğum.

Çok dışa dönük biri değilsiniz sanırım.

- Evet, değilim. Çocukken de böyleydim. Kitap okumayı sever, büyük insanlarla sohbet etmeye bayılırdım. Hálá da öyleyimdir. Öyle bebeklerle, oyuncaklarla falan oynamadım hiç. Düzen, tertip hastasıyımdır. Her şeyin düzenli durmasını severim. Oyun oynamasını sevmezdim ama oyun oynanan bir mesleğe düştüm. Bu da ilginç tabii. Hiçbir zaman annemin topuklu ayakkabılarını giyip, Ajda Pekkan şarkıları söyleyen bir çocuk da olmadım. Hálá da taklitten
pek hoşlanmam. Yetiştiriliş tarzımdan sanırım, hayatım boyunca hep mantığımla hareket etmeyi sevmişimdir.

Hiç aşk acısı çektiniz mi?

- Çocukluğumdan itibaren aşık olmayı severim ama öyle yırtıcı, tutkulu aşklar yaşamadım. Böyle şeyleri pek de tehlikeli bulurum. Çünkü gelip geçicidir. Aşk için hiç ölüp bittiğimi bilmem mesela. Sanırım kendimi çok sevdiğim için. Tabii erkeklerden falan nefret ediyor da değilim. Buradan öyle anlaşılmasın. Erkek arkadaşım olsun, bana kol kanat gersin, her şeyimi karşılasın tarzıyla büyütülmedim. Hiçbir zaman, kimseye hiçbir şeyimi ödetmedim. Kimseye borçlu kalmak istemem, kimsenin de benim hakkımda hak iddia etmesinden de hoşlanmam. Özgürlüğüme düşkünüm. İnsanları çok severim, ama kullanılmak da asla hoşuma gitmez.

Konservatuvar mezunusunuz ve ikinci üniversiteyi de yarıda bırakmışsınız, doğru mu?

Evet… Lise son sınıfa kadar hiç aklımda oyuncu olmak yoktu. Bir yıl hazırlık okuduktan sonra direkt geçince, devam etmeye karar verdim. Konservatuvarda okurken, yeniden sınava girdim. Eski Yunan Dili ve Edebiyatı’nı kazandım. Ancak iki üniversiteyi bir arada sadece iki yıl yürütebildim. Tercihim, konservatuvar oldu.

İdealiniz neydi?

- Benim bu anlamda idealim, idolüm olmadı… Benim en büyük idolüm müzikti. Babamın gençlik dönemlerinin müziklerini çok iyi takip ederdim. Fanatik derecesinde Beatles hayranıyım. Odam da sadece onların posterleri asılıydı. Birçok Beatles posterleri ve plaklarım vardı. Hálá onları özenle korurum, saklarım. Müziğe, müzisyenlere karşı büyük ilgim var. Onlara benim yapamadığım bir şeyi yapmalarından dolayı ağzım açık bakarım. İyi müzik yapanlara karşı sevgim ve saygım inanılmaz büyüktür.

Müzikle ilgileniyor musunuz peki?

- Hayır… Ama iyi müziğe düşkünümdür.

Çok kuralları olan, hayatı gergin yaşayan bir yapınız var, niye rahat değilsiniz?

- Kurallarım vardır ama bu duruma göre esnek olabilir. Hayatı gergin mi yaşarım? Düzeni kesinlikle bozmam, doğru. Bu yetiştiriliş tarzı. Ama kendi dünyamda, kendi özelimde çok rahat birisiyimdir.

Fikrinizi söylemeye korkuyor musunuz?

- Bakın bana ’Ne zaman yaşamak istersiniz?’ diye sorarsanız, 1923-1938 yılları arası kesinlikle yaşamak isterdim. Daha umudun olduğu bir dönemde yaşamak isterdim. Cumhuriyet mücadelesinin verildiği o tarihlerde yaşamayı, ne görev verilirse yapmayı çok isterdim. İşin hangi ucundan olsa tutardım.

“Gökten Üç Elma Düştü” adlı filmin çekimlerini yeni tamamladınız. 10 yıl aradan sonra yeniden beyazperde de göreceğiz sizi. Neden 10 yıl ara verdiniz sinemaya?

- Oyunculuk konusunda olgunlaşmam beklenildi. Burada bir sitem var?- Sadece bir şakaydı. Çok çalıştım ve 10 yıl sonra başardım. Neyse, aslında ben de emek harcayabileceğim bir rolle karşılaşmak istiyordum. Ben 1997 yılından itibaren seçme hakkı olan birisiyim. Oyunculuğu istediğiniz zaman yaparsınız. İşin içinde istek olması gerek. Verilen rolün sizi heyecanlandırması gerekiyor. Ben lüks hakkımı kullanıp, istediğim filmde rol almayı bekledim.

Filmin konusunu anlatır mısınız?

- İsmail Hacıoğlu bir hırsızı, ben bir hayat kadınını, Köksal Engür de emekli bir askeri canlandırıyor. Bu üç kişinin hayatı tuhaf bir şekilde kesişiyor. Ve birlikte bir aileymiş gibi hareket edip, ilginç bir durum içinde kalıyorlar ve bir cinayete ortak oluyorlar…

Filmin sloganı da ilginç zaten; “Aile kurmak için cinayet işlenir mi?”

- Bu bana çok ağır geliyor… Benim mantığımın dışında ama bu üç kişinin yaşadıklarını görünce, “olabilir” diyorsunuz. Benim filmde canlandırdığım hayat kadını Nilgün’ün özlemi bir aile kurabilmek. Daha önce evlenmiş ama çocuğu olmamış. Üniversite mezunu ama okuduğu bölümde iş yapamamış. Herkes ondan başka bir şey istemiş. O da bu işi daha lüks bir şekilde yapıp, kısa zamanda para kazanıp, bir yerlere çekilmeyi planlayan bir kadın. En azından çiçeklerine bakmayı düşünen birisi. Hepsinin küçük özlemleri var. Ancak olmadık işler başlarına geliyor. Üçüncü sayfalarda her gün gördüğümüz hikáyelerden biri var bu filmde. Sert bir hikáye, şiddette var içinde…

Çok dayak yiyorsunuz galiba…

- Evet, o sahneler beni çok yordu. Hem dayak yedim hem intihara teşebbüs ettim… Birçok şeyi aynı anda yapmaya çalıştım. Bu hareketlilik bana çok iyi geldi. Kendimle çatışmam açısından, bir şeyi daha farklı yapabilmem açısından iyi geldi. Önce kendimi şaşırtmak istedim, sonra da izleyiciyi… Ben kendimi şaşırttım, umarım seyirci de şaşırır…Filminin korsanını hediye eden yapımcı var.

Sizi komik bir rolde düşünemiyorum…

- Komedi tarafım vardır… Bunu denedim de. Fakat benim kendime göre bir espri anlayışım vardır. Benimle birlikte olduğunuz zaman bunu anlarsınız.

Son zamanlarda bir sürü komedi filmi çekildi. Ne düşünüyorsunuz?

- Yakından takip ettiğim söylenemez. Bu tip filmleri izlemeye zamanım yok. Çok yoğunum, ancak filmlerin DVD’sini alıp evde izleyebiliyorum.

Korsan film alıyor musunuz?

- “Korsan almıyorum” diyen yalan söylüyordur. Ben de arada alıyorum… Yalan söyleyemem… Geçenlerde duydum… Bir yapımcı kendi filminin korsanlarına alıp, tanıdıklarına dağıtmış. Çünkü korsan, orijinalinden daha kaliteliymiş. Düşünsenize, korkunç bir olay bu. O zaman sistemde bir kopukluk var demek ki.

Fikret fanatiklerinin bu filmdeki rolünüzden dolayı size kızabileceklerini söylemişsiniz.

- Türkiye’de en kötü şey, bir rolün, oyuncunun üzerine yapışması. Oyunculukta bir şey vardır, “Al bunu yap bakalım, yapabilecek misin?” denir. Siz de bunu denersiniz ve en iyisini yapmaya çalışırsınız.
İsmail Hacıoğlu filmde sevgilinizi mi canlandırıyor?

- Hayır, filmde benim sevgilimi Kürşat Alnıaçık canlandırıyor…”Şöhretli olmak” desem…- Daha önce tatmadığım bir şey değil. Ancak şöhret bana çok ağır bir kelime gibi geliyor. Ben böyle ağırlıkları taşımak istemiyorum. Ben normal bir şekilde hayatıma deediyorum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
yasmin_005
Forumun şekeri
Forumun şekeri
avatar

Mesaj Sayısı : 846
Yaş : 24
Nerden : UŞAK
Kayıt tarihi : 01/08/08

Kendini gör
Başarı:
800/1000  (800/1000)
Yarar:
750/1000  (750/1000)
Azim:
950/1000  (950/1000)

MesajKonu: Geri: Röportajlar   Salı Ağus. 05, 2008 9:17 pm

Yaprak Dökümü’nün Fikret’i Bennu Yıldırımlar
Yaprak Dökümü’ dizisinden tanıdığımız Bennu Yıldırımlar 17 yıl önce konservatuvardan mezun olduğunda oynadığı ilk oyun olan ‘Üç Kız Kardeş’de yeniden rol alıyor. İstanbul Şehir Tiyatroları Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde seyirciyle buluşan oyunda Bennu Yıldırımlar rol değiştirmiş. Daha önce küçük kız kardeşi canlandıran ünlü oyuncu bu kez ortanca kardeş rolüyle tiyatroseverlerin karşısına çıkıyor.

* Konservatuvardan mezun olduğumda oynadığım ilk oyun olan ‘Üç Kız Kardeş’ ile yıllar sonra yeniden sahneye çıkmanın heyecanını yaşıyorum. 17 yıl sonra benim için güzel bir dejavu.
* İnsanlar sokakta beni görüp sevgi gösterisinde bulunuyor. Karşılarında kendileri gibi normal birini bulunca şaşırıyorlar. Ben de onlar gibiyim. Dışarıda alışveriş yapan, çocuğuyla ilgilenen bir insanım.
* ‘Yaprak Dökümü’nün ne kadar devam edeceğini bilmiyorum. Sonrasında iyi bir proje gelirse kabul ederim. Öyle ‘iki sene yüzümü dinlendireyim’ gibi bir tarzım yok. Yüzümü dinlendirmek benim için sadece daha fazla uyumak demek. Uykuya ihtiyacım var.
* Televizyon dizilerinde oynayan tiyatrocuların tiyatroya seyirci olarak da katkı sağlayabileceğine inanıyorum. Seyirci olmak biraz kültürle ilgili. İnsanların ayaklarının alışması meselesi. Bu iş çocukluktan başlar. Tiyatroya gitmek belli bir kültür seviyesini gösterir.
* Özel hayatım bilinmiyor çünkü göz önünde yaşamıyorum. Özel hayatımla magazine konu olmuyorum. Bu bir yapı meselesi öyle yetiştirilmedim. 12 yıllık evliliğim, sekiz yaşında bir çocuğum ve sorumluluklarım var. Gençliğimden beri de popüler bir tarzım olmadı çünkü kameralar karşısında olmayı gerektirecek duygusal boşluklarım yok!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
yasmin_005
Forumun şekeri
Forumun şekeri
avatar

Mesaj Sayısı : 846
Yaş : 24
Nerden : UŞAK
Kayıt tarihi : 01/08/08

Kendini gör
Başarı:
800/1000  (800/1000)
Yarar:
750/1000  (750/1000)
Azim:
950/1000  (950/1000)

MesajKonu: Geri: Röportajlar   Salı Ağus. 05, 2008 9:20 pm

Gökçe Bahadır ile Röportaj
Daha önce “Hayat Bilgisi” dizisinde rol almıştı, ama Gökçe Bahadır için kariyerinin asıl dönüm noktası “Yaprak Dökümü” oldu. Dizide eşini kız kardeşine kaptıran Leyla adlı melankolik bir kadını canlandıran Bahadır, nasıl bu kadar inandırıcı oynayabildiğini “Leyla’nın yaşadıklarını düşündüğüm zaman, ister istemez o hüzün yüzüme çöküyor” sözleriyle açıklıyor.

Sizi neredeyse herkes “Yaprak Dökümü” dizisiyle tanıdı. Öte yandan yakaladığınız şöhrete rağmen basında pek yer almıyorsunuz. Öncelikle bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

- 1981-İstanbul doğumluyum. Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde oyunculuk eğitimi aldım. Daha sonra da bir ajansa kaydoldum ve oyunculuğa başladım.

Nasıl başladı peki oyunculuk maceranız?

- Ajansa kaydolduktan kısa süre sonra “Hayat Bilgisi” için teklif geldi. Birden kendimi oyunculuğun içinde buldum diyebilirim

“Yaprak Dökümü” için teklif geldiğinde tedirginlik yaşadınız mı?

- Fazlasıyla… Açıkçası bu rolün altından nasıl kalkacağım diye çok düşündüm. Zor olduğunu biliyordum ama başarmalıydım. Her şeyden önce dizinin bir romandan uyarlanmış olması ve sonunun bilinmesi dezavantajdı. Her şeye rağmen üstesinden geldiğime, başardığıma inanıyor ve başarmanın verdiği hazzı yaşıyorum.

Dizinin ilk sezonunda kendi içinde problemleri olan birini canlandırıyordunuz. İkinci sezonda ise bu sorunlar dışarıya da yansıdı. Herkes rolünüzün hakkını verdiğinizi düşünüyor. Siz ne diyeceksiniz?

- Bunun için elimden geleni yaptım. Beğenildiyse ne mutlu bana… Asıl senaristlerimize çok teşekkür ediyorum, çünkü ikinci sezonda bana çok güzel bir rol yüklediler.

Leyla pembe paltoyla birlikte çok şeyi üzerinden sıyırıp atmış gibi görünüyor. Gerçekten öyle mi? Yoksa Ali Rıza Bey’in “Leyla ellerimin arasından kayıp gidiyor” sözünden etkilendiği için rol mü yapıyor?

- Leyla ile babasının arasındaki bağ inanılmaz… Paltoyu çıkarmasında da babasının çok büyük payı var, çünkü babasına çok üzülüyordu… Ama bana kalırsa Leyla düzelmez.

Bu karakterde yakaladığınız başarıyı neye bağlıyorsunuz?

- Leyla’yı düşünüyorum. Doğuştan gelen bir şey olsa gerek, düşündüklerim yüzüme vurur benim… Üzüldüğüm zaman saklayamam mesela… Leyla’nın yaşadıklarını düşündüğüm zaman da ister istemez o hüzün yüzüme çöküyor.

“Hayat Bilgisi”nde Perran Kutman, “Yaprak Dökümü”nde ise Halil Ergün ve Güven Hokna gibi usta isimlerle rol aldınız. Onlardan neler öğrendiniz?

- Çok şey… Oyunculuğumun bu kadar ilerlemesini özellikle Perran Kutman’a borçluyum. “Hayat Bilgisi”nde hep
onu takip ettim, birçok açıdan kendime örnek aldım. Halil Ergün ve Güven Hokna’dan da çok şey öğrendim.

Bir röportajınızda “Hayat Bilgisi’nden sonra daha iyi projelerde yer almak istiyorum” demişsiniz. “Yaprak Dökümü”nden daha iyisi olamazdı herhalde, değil mi?

- Evet, aynen öyle. Bundan sonra işim daha da zorlaştı. Çünkü insanlar sizi hep daha da iyilerinde izlemek istiyorlar.

Verdiğiniz tüm röportajlarda aykırı tipler canlandırmak istediğinizi söylemişsiniz. Neden böyle bir şey istiyorsunuz?

- Ben hayatın içinden insanları oynamayı seviyorum. Mesela bir eroinmanın veya şizofrenin duygularını merak ederim ve onları canlandırmayı isterim
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
violance
Üye
Üye


Mesaj Sayısı : 40
Kayıt tarihi : 29/07/08

Kendini gör
Başarı:
0/0  (0/0)
Yarar:
0/0  (0/0)
Azim:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Geri: Röportajlar   Cuma Ağus. 08, 2008 10:16 pm

Yaprak Dökümü" dizisinin yakaladığı başarının sırrını dizinin oyuncuları anlattı.
Halil Ergün, Güven Hokna, Deniz Çakır ve Caner Kurtaran, başrolü paylaştıkları "Yaprak Dökümü" dizisinin yakaladığı başarının sırrını anlattı: "İnsanların değişmeyen hasretlerinin olduğunu gösteriyoruz. Biz izleyicinin özlemini giderdik."Töre hikayelerini konu alan dizilerin son dönemde çok tuttuğunu söyleyen Halil Ergün, "Rastgele tutmuş bazı meselelerin üstüne yüklenmek doğru değil. Daha ağır başlı işlerin de olması gerek. Olmayınca da insanlar özlüyor. Galiba biz izleyicinin özlemini giderdik" derken, Güven Hokna ise "Yaprak Dökümü"nden alınması gereken dersleri şöyle anlatıyor: "Hayatta her şey yaşanabilir. Aileler yara alabilir. Asıl olan onuru ve sevgiyi kaybetmemektir. Biz onurlu yaşamayı, sorunlara aceleyle çözüm bulmanın doğru olmadığını gösteriyoruz."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
violance
Üye
Üye


Mesaj Sayısı : 40
Kayıt tarihi : 29/07/08

Kendini gör
Başarı:
0/0  (0/0)
Yarar:
0/0  (0/0)
Azim:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Geri: Röportajlar   Cuma Ağus. 08, 2008 10:18 pm

İzleyicinin özlemini giderdikHalil Ergün, Güven Hokna, Deniz Çakır ve Caner Kurtaran, başrolünü oynadıkları "Yaprak Dökümü"nün başarısının ardındaki sırrı Kelebek’e anlattı. Ergün’ün "İnsanların değişmeyen hasretlerinin olduğunu gösteriyoruz. İzleyicinin özlemini giderdik" sözleri başarılarının nedenini özetlemeye yetti.

Son dönemde dizi dünyasında töre hikáyeleri popüler olmasına rağmen aile içi çatışmaları konu alan "Yaprak Dökümü" büyük ilgi gördü...

Halil Ergün: Dizimiz çok sağlam bir dramatik yapıya sahip. Baba-oğul, karı-koca, baba-kız arasında yaşanan sorunlar hiçbir zaman değişmez. Biz bu değişmez gerçekleri anlatıyoruz. Sadece rast gele tutmuş bazı meselelerin üstüne yüklenmek doğru değil. Daha ağırbaşlı işlerin de olması gerekiyor. Olmayınca da insanlar özlüyor. İnsanların değişmeyen hasretlerinin olduğunu gösteriyoruz. Galiba izleyicinin özlemini giderdik.

Güven Hokna: Doğru bir iş zaten kendisini gösteriyor. Bizim verdiğimiz mesajlar çok farklı... Unutulmuş hasretlerimizi hatırlatan, bir ailenin oturup hep birlikte izleyebileceği bir dizi çekiyoruz.

Sizce insanlar bu diziyi izlerken ne ders almalı?

H. Ergün: Hayatta her şey yaşanabilir. Aileler çok yara alabilir. Ancak asıl olan onuru ve sevgiyi kaybetmemektir. "Yaprak Dökümü"nde, onurlu yaşamayı, sorunlara aceleyle çözüm bulmanın doğru olmadığını gösteriyoruz.

Ali Rıza Bey karakteriyle ortak yönleriniz var mı?

H. Ergün: Çok temelde var tabii ki... Ben de hayatta birçok yaralar aldım. Rüzgárlara kapılarak bakış açımı değiştirdiğim de oldu. Ali Rıza Bey gibi insanı insan yapan unsurlar konusunda ısrarcıyım.

Ali Rıza Bey’in olaylar karşısındaki duruşunu tasvip ediyor musunuz?

H. Ergün: Ali Rıza Bey sadece çocuklarını korumaya çalışıyor. Tutucu, muhafazakár, sert bir baba değil. Dışarıdan gelen ahláksızlıklara karşı direniyor. İnsan yoksul düşebilir. Eğer mayası sağlam değilse darmadağın olabilir. Ama bir insan marul satarak bile para kazanabilir. Ali Rıza Bey de kendini satmamak için direniyor.

Aldığınız tepkiler nasıl?

H. Ergün: Çok dizide rol aldım ama bu dizi beni çok sevindiriyor. Farklı kültür ve toplumsal sınıflardan insanlar bu dizide ortak bir paydada buluşuyorlar. Çok sosyetik bir aile de çok mütevazı bir aile de aynı tepkiyi gösterebiliyor. Benim acı çekmem onları da çok rahatsız ediyor. Popüler kültürün kuşattığı çocuklar bile ilgi gösteriyor diziye.

G. Hokna: Biz seyircimizle iç içeyiz. Bizi arayıp "Ben şu saatte evde olabiliyorum. Dizinin saatini değiştirebilir misiniz?" diye soranlar bile var.
İnsanlar bu diziye can simidi gibi sarıldı

Klasik bir romanın karakterlerini canlandırmak sizi tedirgin etti mi?

Deniz Çakır: Bu dizinin çok fazla popülarite kaygısı yok. İyi bir iş çıkarmak için uğraşıyoruz. Reyting kaygısıyla saçmalıklar yapmıyoruz. Oyuncuların da çok iyi seçilmiş olduğunu düşünüyorum. Dizinin senaryosu usta kalemlerden çıktığı için hiçbir sorun yaşamadık.

Caner Kurtaran: Bizden bir önceki nesil "Yaprak Dökümü"nü biliyor. İnsanlar bu diziye can simidi gibi sarıldı. Dizideki oyunculuklar da çok doğal. Tabii karakterlerin izleyiciye inandırıcı gelmesi de çok önemli. Kısacası "Yaprak Dökümü", izleyicilerin hayatlarının bir parçası oldu.

Neden sizce?

C. Kurtaran: Ekrandaki kirliliğin içinde bu diziye sarıldılar. İnsanlar birbirinin aynı dizilerden sıkıldı.

Deniz Hanım "Kadın İsterse"den sonra yine bir kötü karakteri oynamak sizi rahatsız etti mi?

D. Çakır: Canlandırdığım iki karakter de çok farklı. Çok fazla emek verildiğini bildiğim bu senaryo bana geldiğinde tereddütlerimi geride bırakarak denemeye değer gördüm.

Nasıl tepkiler alıyorsunuz?

D. Çakır: Genelde bana gıcık oluyorlar. "Arkandayız, devam et" diyenler de var. Aslında Ferhunde karakterinin muzır bir tarafı da olduğu için insanlara sevimli geliyor.

Kendi karakteriniz rolünüzle çok mu çatışıyor?

D. Çakır: Senaryo geldiğinde, "Bu kadarı da olmaz" dediğim oluyor. Ferhunde’yi oynarken insani tarafını da göstermek zorunda olduğum için yaptıklarının nedenlerini bulmaya çalışıyorum. Her insanın içinde kötülük vardır. Kötülük yaparken de nedenlerimiz var. Kimse körü körüne kötü değildir. Ferhunde’nin desteklediğim yönleri de var. Çünkü büyük özlemleri var.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Röportajlar
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Diziler :: Yaprak dökümü-
Buraya geçin: